Birleşmiş Milletler Küresel Yol Güvenliği Üst Düzey Toplantısı, 20-21 Temmuz’da New York’taki BM Genel Merkezi’nde yapıldı. Dünya Bankası’nın zirvede paylaştığı rakamlar, 2030’a kadar trafik ölümlerini yarıya indirme hedefiyle mevcut finansman arasındaki uçurumu ortaya koydu: Önümüzdeki on yılda 400 milyar dolara ihtiyaç varken kalkınma bankalarının öngördüğü kaynak 10 milyar dolar seviyesinde.
BM Genel Kurul Başkanlığı’nın çağrısıyla toplanan zirve; devlet başkanlarını, bakanları, kalkınma kuruluşlarını ve teknik uzmanları bir araya getirdi. Toplantı, İkinci BM Yol Güvenliği Eylem On Yılı’nın (2021-2030) tam ortasında gerçekleşti ve küresel hedefe ne kadar uzak kalındığının muhasebesi yapıldı. Dünya genelinde trafik kazaları her yıl yaklaşık 1 milyon 190 bin can almaya devam ediyor ve gençler arasında önde gelen ölüm nedenleri arasında yer alıyor.
Rekor bütçe bile yetersiz kalıyor
Zirvede Dünya Bankası ve bünyesindeki Küresel Yol Güvenliği Fonu (GRSF), finansman gündemini masaya yatırdı. Bankanın verilerine göre 2025 mali yılında karayolu ve kentsel ulaşım projelerine 7,26 milyar dolar ayrıldı; bunun 945 milyon doları doğrudan yol güvenliğine tahsis edilerek kurum tarihinin rekoru kırıldı. GRSF ise 2010’dan bu yana teknik destek yoluyla 5 milyar doların üzerinde yol güvenliği finansmanının önünü açtı.
Ancak Dünya Bankası Ulaştırma Politikaları Direktörü Benedict Eijbergen’in panelde paylaştığı karşılaştırma, tablonun asıl boyutunu gösterdi: Çok taraflı kalkınma bankaları 2018’den bu yana toplamda 6 milyar doların üzerinde kaynak seferber etti ve önümüzdeki on yıl için projeksiyon 10 milyar dolar. Oysa 2030 hedefine ulaşmak için gereken tutar, on yılda yaklaşık 400 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Başka bir deyişle mevcut taahhütler, ihtiyacın kırkta birini karşılıyor.
“Yol güvenliği bütçenin ana kalemi olmalı”
Eijbergen, açığın yalnızca bağışlarla kapatılamayacağını, hükümetlerin ulusal yol güvenliği programlarını yeniden tasarlaması ve yol güvenliğini kamu maliyesi ile yatırım planlamasının merkezine yerleştirmesi gerektiğini vurguladı. Dünya Bankası yetkilisine göre yol güvenliği sonuçları, sektörel bir ayrıntı gibi değil, altyapı yatırım kararlarının ve sermaye bütçelerinin asli unsuru olarak ele alınmalı.
Bankanın önerdiği model de bu yaklaşımı yansıtıyor: Sonuç odaklı finansman. Geleneksel kredilendirme fiziksel işlerin teslimini finanse ederken, Program-for-Results gibi araçlarda ödemeler, önceden belirlenen yol güvenliği performans göstergelerinin doğrulanmasına bağlanıyor. Böylece finansman, harcanan paraya değil kurtarılan cana endeksleniyor.
Eijbergen ayrıca ülkelere somut bir yol haritası çizdi: Ulaştırma ve maliye bakanlıklarının birlikte sahiplendiği, maliyetlendirilmiş ve takvime bağlanmış ulusal stratejiler; bütçelerde yol güvenliğine ayrılmış kalemler; performansı izleyip doğrulayan sistemler ve özel sektörün sürece ortak edilmesi. Bu çerçeve, Şubat 2025’te Marakeş’te düzenlenen 4. Küresel Yol Güvenliği Bakanlar Konferansı’nda kabul edilen Marakeş Deklarasyonu’nun uygulanması anlamına geliyor.
Türkiye açısından ne anlama geliyor?
Zirvenin ana mesajı Türkiye için de geçerli: Yol güvenliği bir kamu sağlığı meselesi olduğu kadar bir kalkınma ve finansman meselesi. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2025’te trafik kazalarında 6 bin 35 kişi hayatını kaybetti ve kazaların ekonomiye maliyeti her yıl on milyarlarca lirayı buluyor. Dünya Bankası’nın önerdiği model; denetim kameralarından kavşak iyileştirmelerine kadar yol güvenliği harcamalarının ayrı bütçe kalemiyle izlenmesini ve yatırımların ölüm sayısındaki düşüş gibi ölçülebilir sonuçlara bağlanmasını öngörüyor. Trafik cezalarından elde edilen gelirlerin ne kadarının güvenlik yatırımına döndüğü sorusu da bu çerçevede önem kazanıyor.
Kaynak: Küresel Yol Güvenliği Fonu (GRSF) ve Dünya Bankası açıklamaları, BM Küresel Yol Güvenliği Üst Düzey Toplantısı, 20-21 Temmuz 2026, New York.

