1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Fiat para nedir?

Fiat para nedir?

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Günümüzdeki itibari parayı ifade eden karşılığında değerli maden olmayan ancak üzerindeki yazılı değer kadar satın alma gücüne sahip paralardır. Fiat paranın güvencesi, parayı basmaya yetkili olan devletin kendisidir. Fiyat paranın altın, gümüş gibi madenler bakımından karşılığı bulunmamaktadır. Fiat Para’nın toplum tarafından benimsenmesi için devlete güven olmalıdır. Bir kanunla yürürlüğe girer. Devletlerin fiyat para üzerinde tam kontrolü vardır. İstedikleri zaman paranın değeri artırıp azaltabilirler.

Fiat para sistemi günümüzde uygulamada olan paraya değişim aracı olma statüsü kazandıran önemli bir kavram ve uygulamadır. Bir devlet tarafından basılan paraya yasal değişim aracı statüsü kazandırılması fiyat para sistemidir.

Geçerli bir değişim aracı olduğu devlet tarafından çıkarılan yasalar aracılığıyla tescillenen değere ya da kâğıt paraya fiat para yani itibari para denilmektedir. Fiat paranın çıkarılması sırasında ya da sonrasında bir fiziksel değere bağlı olması gerekmez, aslına bakıldığında yapıldığı kâğıt kadar değerli olan paranın üzerinde 100 TL yazması devletin onu 100 TL değerinde kabul etmesi nedeniyle olur. Altın, gümüş vb. değerlere istinaden karşılıksız olan itibari paralara örnek olarak Türk Lirası, Dolar, Euro, Sterlin ve akla gelebilecek tedavülde olan her türlü kâğıt para verilebilir.

Fiyat paranın yani itibari paranın değeri üzerine düşünmek pek akıllıca olmayacaktır, çünkü aslında değeri yalnızca yapıldığı kâğıt ya da materyal için harcanan değer kadardır. Fakat fiyat paranın değeri doğrudan devlet tarafından belirlenmektedir ve bu değer de uzun süre korunmaktadır. Fiyat paranın ortaya çıkışı bir alternatif önerisiyle oldu, gerçekten de günün birinde bir kişi çıktı ve altın vb. taşıması zor, durduğu yerde değerini kaybeden bir değer yerine kâğıt para önerisinde bulundu. Öneri kabul edilince de fiyat para yani itibari para sisteminin ilk örneklerine rastlandı. Fiat parası altın, gümüş, platin, çelik vb. fiziksel bir değere bağlı değildir ve bu nedenle hiperenflasyona bağlı olarak muazzam değersiz hale gelebilir. İşin ilginç tarafı itibari para sisteminde bir toplum ilgili değere olan inancını kaybederse paranın hiçbir geçerliliği olmayacaktır. Örneğin insanlar Türk Lirası gibi bir para birimine olan inancını kaybederse ve bunu para olarak görmemeye başlarsa yapılabilecek herhangi bir şey yoktur ve ilgili kâğıt paranın sonu gelmiş demektir. Tarihsel bir inceleme yapıldığında uzun yıllar altın, gümüş, bakır vb. metaların değişim aracı olarak kullanıldığı görülecektir, ancak fiat parası yani itibari para sadece inanca dayalıdır. En modern ve sık kullanılan para birimleri dahi fiyat para birimleridir ve içsel bir değeri olduğundan söz edilemez, sadece ödeme aracı olarak kullanılır.

Fiat parasını tersine çevirmek ya da itfa etmek mümkün değildir. 20’nci yüzyıla damgasını vuran fiyat para sistemi özellikle ABD hazinesinin çöküşten kurtulması için geliştirilen Bretton Woods Anlaşması sonrasında yani 1968 ve 1973 yılları arasında rakipsiz hale geldi. Bretton Woods Anlaşması neticesinde savaştan etkilenen ülkelere kredi vermeye başlayan ABD, para birimini farklı ülkelerde de kabul görür hale getirdi ve White Planı olarak bilinen bu uygulama ABD hazine bakanı Harry Dexter White tarafından geliştirilen çok zekice bir plandı.

Şu günlerde hakkında en çok konuşulan konulardan birisi de vatandaşların değer kaybeden Türk Lirası’ndan vazgeçerek dolar başta olmak üzere muadili dövizleri tasarruf etmeye başlaması. Bu kapsamda fiyat para sisteminin bir parçası olan ABD dolarının nitelikleri ve özelliklerine değinmek yararlı olabilir.

ABD doları hem değişim aracı hem de ihale aracı olarak kabul edilen bir para birimidir. Tüm devletler piyasaya para arz eder, ancak uluslararası başta olmak üzere çeşitli borç ilişkilerinden doğabilecek değer sorununu çözmek için bir standartlaştırmaya da ihtiyaç duyar. İşte bu standartlaştırma başta Bretton Woods Anlaşması olmak üzere ABD’nin zamanında attığı doğru adımlar nedeniyle ABD doları üzerinden yapılmakta yani ülkeler borç ilişkisinden doğan alacağın değerini ABD dolarına bağlı olarak belirlemektedir. Bunu bu şekilde yapmayan ülkeler de vardır, ancak bir şekilde neredeyse tüm anlaşmaların ucu ABD dolarına dokunmaktadır.

ABD doları hali hazırda ABD hükümeti tarafından desteklenmektedir ve özel ya da kamu borçlarını ödemek için kullanılabilir. ABD, altın paranın kamu borçlarının ödenmesinde kullanımını 1933 yılında sonlandırdı ve altın parayı borç ödemesi olarak kabul etmeyeceğini duyurdu. ABD, 1973 yılında ise uluslararası borçlarını altınla ödemeyi bıraktı ve bu tarihten sonra ABD dolarıyla ödeme yapacağını açıkladı.

Doların ne kadar değerde olacağı ekonomik şartlara ve faiz oranlarına doğrudan doğruya bağlıdır. Para arzı hükümet tarafından kontrol edilmektedir ve ihtiyaç halinde enflasyon oluşması için daha fazla para basılabilir ya da piyasadan para çekilebilir. Bu iki küçük hareket dahi diğer ülkelerin yani ABD dolarına inanan neredeyse dünyanın geri kalanındaki her ülkenin ekonomisini olumlu ya da olumsuz etkileyebilir çünkü yukarıda da değinildiği gibi uluslararası anlaşmalar ve borç ilişkilerinin çoğunda standartlaştırma ABD dolarına istinaden sağlanmaktayken ülke içerisindeki durumun ne olduğu pek önemsenmemektedir.  

Fiat parası değişimi hızlandırması, kolay taşınabilir olması ve likiditesi en yüksek varlık olması nedeniyle oldukça avantajlıdır. Ek olarak taşınmasındaki kolaylık sayesinde güvenlik riskleri de minimize edilmektedir. Örneğin 1 ton altının değerine eşit bir para birimi çıkarıldığında 1 ton altını yanında taşıyormuşçasına etrafta gezmek mümkün olabilir. Ütopik bir örnek olsa da fiyat paranın sağladığı en büyük avantaj budur.

Fiyat paralar altın ya da gümüş gibi kıt değildir ve bu sayede merkez bankalarının ekonomiye müdahale edebilmek için daha kapsamlı ve etkili politikalar izlemesi mümkün olur. Örneğin enflasyon yaratmak istediğinde maden kurup altın bulması gerekmez, biraz para arz etmesi enflasyon için yeterli olacaktır. Bu sayede içinden çıkılmaz gibi görünen ekonomik problemlerin üstesinden fiyat para sistemi ile gelinebilir.

Fakat fiat para sistemi her yönüyle avantajlı değil, bunun en acı örneğin 2007 yılında yaşanan mortgage krizi olmuştu. Bu kriz sonrasındaki mali çöküş fiyat para sistemine olan güveni derinden sarstı. Altına ya da farklı bir kıt mala bağlı olan para birimleri sınırlı miktardaki arz nedeniyle çoğu durumda itibari paradan daha istikrarlı olur ve itibari paranın yarattığı balonların oluşmasını neredeyse imkânsız kılar. Dolayısıyla uzun vadeli istikrar için altın ya da buna benzer bir kıt mala bağlı para birimlerinin yaratılması gerektiği düşünülmektedir.

İşte tam da bu değerin kıt bir kaynağa bağlanma ihtiyacı kripto para felsefesini ortaya çıkarmıştır. Altın ya da farklı bir değere bağlı kılınan itibari para taşıma kolaylığından öte bir fayda sağlamayacak, aksine kaynak israfına neden olacaktır. Dolayısıyla ne kadar üretileceği sınırlanan kripto paralar yeni ekonominin temel yapı taşı haline gelebilir ve birçok ekonomiste göre bu kısa süre içerisinde gerçekleşmesi mümkün bir değişim. Kripto paraların merkezinde, kullanıcıların kendi bankaları olarak hareket edebileceği anlamına gelen kendi kendine egemenlik fikri yer alır. Fonlarınızı doğru şekilde güvene alırsanız, bu fonlara ulaşmak çok iyi korunan çoğu banka kasasına ulaşmaktan bile daha zor hale gelir. Fakat doğru güvenlik önlemlerini almada başarısız olursanız dijital cüzdanınızın bir başkası tarafından uzaktan boşaltılması riskiyle karşı karşıya kalırsınız.

Bir Cevap Yazın

Bizi Takip Edin

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.