1. Haberler
  2. Dünya
  3. İngiltere’de yoksul mahallelerde yaşayan çocuk yayalar için trafik riski beş kat daha yüksek

İngiltere’de yoksul mahallelerde yaşayan çocuk yayalar için trafik riski beş kat daha yüksek

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre, ölümle veya ağır yaralanmayla sonuçlanan trafik kazalarına karışan çocuk yayaların beşte birinden fazlası, İngiltere’nin en yoksun yüzde 10’luk bölgelerinde yaşıyor. En varlıklı bölgelerle arasındaki fark ise son on yılda azalmak yerine büyüdü.

İngiltere’de çocukların trafikte karşı karşıya kaldığı risk, yaşadıkları bölgenin sosyoekonomik koşullarına göre ciddi ölçüde değişiyor. Resmî verilere göre, ülkenin en yoksun mahallelerinde yaşayan çocuk yayaların ölüm veya ağır yaralanmayla sonuçlanan bir trafik kazasına karışma oranı, en varlıklı bölgelerde yaşayanlara kıyasla yaklaşık beş kat daha yüksek.

Birleşik Krallık Ulaştırma Bakanlığının (Department for Transport – DfT) yoksunluk ile trafik kazaları arasındaki ilişkiyi inceleyen raporunda, ölümle veya ağır yaralanmayla sonuçlanan kazalardan etkilenen çocuk yayaların yüzde 20’den fazlasının, yoksunluk endeksine göre en dezavantajlı yüzde 10’luk bölgelerde yaşadığı belirtildi. En varlıklı yüzde 10’luk bölgelerde yaşayan çocukların payı ise yalnızca yüzde 4 seviyesinde kaldı.

Veriler, iki kesim arasındaki eşitsizliğin son on yılda kapanmadığını, aksine bir miktar daha büyüdüğünü gösteriyor.

Büyük Britanya’da yaklaşık 30 bin kişi öldü veya ağır yaralandı

DfT’nin Büyük Britanya geneline ilişkin verilerine göre, 2025 yılında trafik kazalarında hayatını kaybeden veya ağır yaralananların sayısı 29 bin 918 olarak kaydedildi. Bu kişilerin 2 bin 432’sini 16 yaşın altındaki çocuklar oluşturdu.

Ölüm ve ağır yaralanmaların toplam sayısı, 2022–2024 dönemi ortalamasının yüzde 3 üzerinde gerçekleşti.

Aynı dönemde trafik kazalarında yaşamını yitirenlerin sayısı yüzde 4 azalarak 1.538’e geriledi. Ancak bu iyileşme bütün yol kullanıcılarına aynı ölçüde yansımadı. Motosiklet sürücüsü ölümleri, 2024’te kaydedilen 325 seviyesinden 372’ye çıkarak yüzde 14 arttı. Yol güvenliği kuruluşları, bu yükselişin motosiklet kullanıcılarına yönelik ayrı ve kapsamlı bir müdahale planına ihtiyaç olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

Yoksunluk bağlantısı yalnızca çocuklarla sınırlı değil

DfT’nin analizi, sosyoekonomik yoksunluk ile trafik kazası mağduriyeti arasındaki ilişkinin yalnızca çocuk yayalarda görülmediğini ortaya koyuyor. Benzer bağlantı, tüm yaş gruplarındaki yayalar ile otobüs yolcularında da belirgin şekilde izleniyor.

Otomobilde yolculuk edenler açısından dağılım ilk bakışta daha dengeli görünüyor. Ancak varlıklı bölgelerde yaşayanların kişi başına otomobille katettiği mesafenin daha yüksek olması, rakamların maruziyet düzeyiyle birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.

Yoksul hanelerde otomobille yolculuk daha sınırlı olmasına rağmen kaza mağduriyeti aynı ölçüde azalmıyor. Bu durum, kat edilen kilometre başına düşen trafik riskinin en yoksun kesimlerde daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.

Söz konusu bulgular, yol güvenliği alanında uzun süredir tartışılan yapısal sorunlarla da örtüşüyor. Yoğun trafiğe yakın konutlar, dar veya bakımsız kaldırımlar, güvenli geçiş noktalarının yetersizliği, çocukların kullanabileceği oyun alanlarının azlığı, düşük aydınlatma kalitesi ve yerleşim bölgelerindeki yüksek seyir hızları başlıca risk etkenleri arasında gösteriliyor.

RoSPA: Aradaki farkın büyümesi endişe verici

Kaza Önleme Kraliyet Derneği (RoSPA), en yoksun ve en varlıklı bölgeler arasındaki trafik güvenliği farkının giderek büyümesini endişe verici olarak değerlendirdi.

Birleşik Krallık hükümeti ise Ocak 2026’da açıkladığı ulusal yol güvenliği stratejisine dikkat çekiyor. On yılı aşkın bir aradan sonra hazırlanan ilk kapsamlı ulusal strateji, dezavantajlı bölgelerde yaşayan kişilerin trafikte daha yüksek risk altında olduğunu resmen kabul ediyor.

Hükümet yetkilileri, stratejinin temel hedefinin bütün yol kullanıcıları açısından ölüm ve ağır yaralanmaları azaltmak olduğunu, uygulamanın yoksun bölgelerde oluşturacağı etkinin de ayrıca izleneceğini belirtiyor.

Stratejide, 2022–2024 dönemi referans alınarak 2035 yılına kadar trafik ölümleri ve ağır yaralanmalarında yüzde 65 azalma hedefleniyor. Ayrıca 16 yaşın altındaki çocuklara ilişkin ölüm ve ağır yaralanmaların 2030’a kadar yüzde 70 azaltılması öngörülüyor.

Yol güvenliği aynı zamanda bir sosyal eşitlik meselesi

Çocuk yayalara ilişkin veriler, yol güvenliğinin yalnızca sürücülerin kurallara uyup uymamasıyla açıklanamayacağını gösteriyor. Aynı ülkede ve aynı trafik kuralları altında yaşayan iki çocuğun ölüm veya ağır yaralanma riski, yalnızca ikamet ettikleri mahallenin koşullarına bağlı olarak birkaç kat değişebiliyor.

Bu tablo; güvenli yol tasarımı, hız yönetimi, altyapı yatırımları, denetim politikaları ve şehir planlamasının sosyal eşitlik yaklaşımıyla birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

Türkiye dahil pek çok ülkede trafik kazası verileri ya mahalle ölçeğinde incelenmiyor ya da sosyoekonomik göstergelerle birlikte değerlendirilmiyor. İngiltere örneği, kaza istatistiklerinin yoksunluk verileriyle eşleştirilmesinin, riskli bölgelerin doğru belirlenmesi ve sınırlı kaynakların en fazla ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirilmesi açısından taşıdığı önemi gösteriyor.

Kaynaklar:

  • Birleşik Krallık Ulaştırma Bakanlığı (DfT), trafik kazaları ile yoksunluk arasındaki ilişkiye yönelik İngiltere raporu ve 2025 yılı yol kazası istatistikleri
  • Birleşik Krallık Ulusal Yol Güvenliği Stratejisi, Ocak 2026
  • RoSPA açıklaması
  • The Guardian, 30 Temmuz 2026 tarihli haber

Bu haber, kamuya açık resmî istatistikler ve kurum açıklamaları temel alınarak Haber Trafik yazı işleri tarafından hazırlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Bizi Takip Edin

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.