Uğur Can Arıkan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dijital Takograf (Kara Kutu)

Dijital Takograf (Kara Kutu)

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Benden bu hafta

Sevgili Haber Trafik okuyucuları,

“Benden bu hafta” köşemizde Kara Lojistik sektörünü tam anlamıyla ilgilendiren ‘Dijital Takograf’ kara kutu hakkında konuşacağım.

Kara taşımacılığı yapan tüm şirketler ve sürücüler ne demek istediğimi çok iyi anladıklarını duyar gibiyim. Her meslek içerisinde olduğu gibi kural,kaideler ve yasalara uymak elbette Lojistik sektöründe de mevcut. Özellikle kara yolu taşımacılığı, daha bir meşakkatli bir süreci barındırıyor. Önceki yazılarımda bahsetmiştim sizlere hatırlarsanız ETA sorunları ile karşılaşan yükleyici ve taşıyıcı firmaların durumunu. Dijital Takograf (kara kutu) dediğimiz bu cihaz tüm 3,5 ton ve üzeri araçlarda zorunlu bulunması gereken bir cihazdır. AETR 561/2006 yasası; AVRUPA PARLAMENTOSU ve KONSEYİNİN 165/2014 (AB) TÜZÜĞÜ mevzuatı değişikliği 4 Şubat 2014 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Dijital Takograf hangi araçlar için bulundurma zorunlu vardır !

Ticari olarak yollarda bulunan tüm araçlar için dijital formda veya hız göstergesi diski olarak bir takograf zorunludur ve toplam ağırlığı 3,5 tondan fazla olan ve/veya bu araçlar 8 kişiden fazla insan taşımacılığı yapan için tasarlanmış otobüsler içinde geçerlidir.

Sonuç olarak: Römorklu bir vagonu ticari amaçla kullanıyorsanız ve toplam ağırlığı 3,5 tondan fazla ise (Remork bağlanır ise) dijital takograf veya sürücü kartı da şart! (Kaynak: Avrupa Birliği Resmi Gazetesi (yasama işlemleri) Düzenlemeler; 28.02.2014

Durum hal böyle olunca yurt içi ve yurt dışı yük taşımacılığı yapan araçlarda Dijital Takograf bulundurma zorunluluğu şartları bir anda önümüze gelmektedir. AETR mevzuatında sürücülerin çalışma saatlerini düzenleyen bir kanun ve şartnameye uyulması gerekiyor. Ve Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Karayolları Genel Müdürlüğünce, ilgili AETR mevzuatına 1791/2006/EC,68/2009 tarihli yazı ile resmi gazetede yayınlanarak taraf olunmuştur.

Gelelim asıl meseleye, yükün her türlü taşınma sürecinde mutlaka ilgili yasalara uyulması zorunlu tabiki de. Hal böyle olunca, ithalatçı ve ihracatçı firmalar AETR mevzuatı ve şartlarını tam bilemediklerinden dolayı bir aracın Türkiye’den Almanya’ya çıktığını varsaydığımızda (TR kapı çıkış gümrüklerdeki bekleme ve yoğunluklar hariç) ortalama 20 ton ile en iyi ihtimalle 2100 km.yol alabilir. Araç tek sürücülü ve iyi hava şartları ile 3 Takograf ila (bir Takograf kullanımında, yaklaşık 700 km.günlük yol alınır 9 saat sürüş yaparak ortalama) varış noktasına varabilirsiniz. Tabi ki en sorunsuz yolculuk ve iyi ihtimalleri göz önünde bulundurarak bu hesabı çıkarıyoruz. Ancak araç hafta sonu Cuma günü Kapıkule gümrüğe varmış ve ne görsün 10 km. kapı kuyruğu var. Bu olumsuz durumu hemen yükleyici ve taşıyıcı firmalarımız, ilgili İhracat firmalarına bilgi verirler. Çünkü evdeki hesap çarşıda tutmadı :(

Nasıl anlatılır bu durum müşteriye ! İşte bu da ayrı bir beceri ve ikna kabiliyeti isteyen bir iştir operasyonu yürüten takım arkadaşlar için. Bu işin en doğru yeri, tüm bu olumsuzlukları açık açık müşterilere daha işin başında anlatılması olacaktır. Amaç kimseyi üzmek veya kandırmak değil, müşterilerin bu tip durumlarında karşılıklı yaşanan krizin nasıl aşılabileceği anlatılmalı ilk önceden. İşi almak zor olan kısmı değil, asıl zor olan kısmı dürüst esnaf olmak ve gerçekler ile yüzleşmektir. Elbette her işimiz ve planlarımız dört dörtlük gitmeye bilir,ancak önceden konuşulmuş veya yazılı hale getirilmiş sorunları elbette karşı taraf müşterilerde anlayış göstereceklerine eminim. Sorunları sümen altı yapmak bize bir şey kazandırmayacak, tam aksine yalan üstüne yalan ve bir çıkmaza gireceğimiz kaçınılmazdır. Asıl öncelik görev nakliyeci firmalardaki ‘Pazarlama Ekibi’ arkadaşlara düşüyor önceden yaşanabilecek bu gerçekleri anlatmak. Sonrada operasyon yürüten arkadaşlara görev düşmektedir elbette. Sürdürülebilir bir müşteri kazancı için şirketlerin bu tip durumlara fazlasıyla özen göstermelidir. Başta Pazarlama ekibi mutlak suretle, bir aracın A noktasında B noktasına gerçek zaman ila varışlarını bilmelidirler. Unutmayın sürücü aracı sürer, buna karşılık aracın gerçek hakimiyeti Dijital Takograf makinasındadır. Dijital Takografı sürücü okur ve o ne derse (Ara dinlenme, sürüş zamanı ve günlük dinlenme gibi) ona uyar ve uymak da zorundadır. Ha uymaz ise ne mi olur, çok basit en düşük ceza ile günlük sürüş saatinizi uzatma halinde 10 saati aştığınızda en az (Ülkeden ülkeye değişkenlik göstermektedir) 450 €uro gibi bir ceza ödersiniz. Bu tip Trafik cezalarını müşteriler zaten kabul ettiremezsiniz. İnanın Avrupa’da Dijital Takograf cezaların inanılmaz ne kadar ağır olduğunu maddi ve manevi Tahmin bile edemezsiniz. Buna sürücü hapis cezası da dahildir. Her yapılan ihlal veya manipülasyon katlanarak hem sürücüye hem de taşıyıcı şirkete misli ile ödetiliyor. Şirketinizin o ülkede birden fazla yaptığı ihlallerden dolayı, ifşa olması da ayrı bir manevi sorun yaratıyor.

Acaba bu turda şirket olarak ne kazandık 🤔

Önce ona bakalım sonra Takograf ihlalini yaparsınız. Yapacağınız iş, taş atıp ürküttüğünüz Kurbağaya değdi mi acaba?!

NOT: İleriki aylarda yayınlanacak köşe yazımda Dijital Takograf için detaylı ayrı bir yazı paylaşacağım sizler ile.

Sağlıkla Kalın….

Bir Cevap Yazın

Bizi Takip Edin