Para politikası, para otoritesinin (Merkez Bankası) ülkedeki para miktarını (para arzı) ve faiz oranlarını değiştirerek, ekonomiyi etkilemek için aldığı kararlardır. Para politikası kararları verilirken devletin hedefinin, fiyat istikrarını bozulmasına yol açmaksızın tam istihdam seviyesine ulaşılması ve bunun devamının sağlanmasıdır. Para politikası, para arzının yönetimidir. Bu işlev bazen doğrudan para miktarının değiştirilmesiyle bazen de faiz oranlarının kontrolü vasıtasıyla yapılır.
Para politikasının yönü itibarıyla iki önemli kavramdan bahsedilebilir:
– Genişlemeci (gevşek) para politikası para arzının artmasını ve faiz haddinin düşmesine yönelik para politikası uygulamalarıdır.
– Sıkı (daraltıcı) para politikası ise, para arzındaki artışı frenlemeye ve faiz haddini yükseltmeye yönelik politikalardan oluşmaktadır.
Ayrıca para politikası kapsamında farklı stratejilerin varlığı da vurgulanmalıdır:
– Takdire Bağlı Para Politikaları (Aktif Para Politikaları): Bu yaklaşımda yönetimler ekonomik durumu değerlendirip, buna göre para miktarı, faiz veya kredi hacmi gibi büyüklükleri ekonominin ihtiyaçları doğrultusunda ayarlama çabası gösterirler. 1950- 1970 döneminde uygulamaya hâkim olan Keynesci politikalardır.
– Kurala Bağlı Para Politikaları: Belirli bir büyüklüğü para politikasının hedefi olarak belirleyip, bir politika hedefini yönetimin uymakla yükümlü olduğu bir kural kabul eden yaklaşımdır. Paracı ve Neo-klasik İktisatçılar benimser. Günümüzde, aktif iktisat politikalarından uzaklaşma, kural politikalara yönelme eğilimleri ağır basmaktadır.
Para politikasının nasıl kurgulandığı ve uygulandığı tartışmasına yönelmeden önce para politikasının kavramsal düzeyde dayandırıldığı parasal rejim tartışmalarına odaklanmak yerinde olacaktır.
Parasal Rejimler
Uygulamada çok teknik ve karmaşık uygulamalar olarak görülen para politikalarının dayandırıldığı ve para kavramına yönelik temel kavramsallaştırmaları olarak anlaşılması gereken parasal rejimler şunlardır:
– Otomatik Altın Standardı Rejimi
– Yansız Para Rejimi (Paranın Yansızlığı Rejimi)
– Yanlı Para Rejimi (Müdahale Rejimi)
Otomatik Altın Standardı Rejimi:
Ülke parasının, diğer ülke paralarına göre değerinin muhafaza edilmesine dönük para rejimidir. Uluslararası ticaretin pürüzsüz şekilde işlemesini hedefler. 20. yüzyılın başlarına kadar çoğu ülkede geçerli olmuştur.
Bu rejimde ülke ulusal parasını sabit bir değerden her an altın ile değiştirmeyi taahhüt eder. Her ülkenin parasının altın değerlerinin birbirine oranı da döviz kurlarını ifade etmektedir. Bu açıdan bakıldığında otomatik altın standardı bir tür sabit döviz kuru sistemidir.
Fiyat hareketleri, bu rejimde dış açıkları otomatik olarak dengelemektedir. Başka bir ifadeyle, ulusal paranın iç ve dış değeri arasında etkileşim ilişkisi vardır.
Yansız Para Rejimi (Paranın Yansızlığı Rejimi):
Paranın sadece mal-hizmet değişiminde yardımcı olması, buna karşın parasal rejimin mal-hizmetlerin nispi fiyatları ile üretim miktarları üzerinde etkili olmaması amaçlanır.
Klasik ve Yeni-Klasikler Paranın yansızlığını savunur. Monetaristler, para arzındaki genişlemenin, büyüme hızına endekslenmesiyle birlikte, paranın yansızlığının sağlanacağını ifade eder.
Liberal çizgideki ekoller, aktif iktisat politikasına karşı çıkarlar. Paranın yanlı kılınması fayda getirmez, paranın değerinde istikrarsızlık yaratıp, paranın ekonomiye sağladığı katkıyı azaltır, ekonomik performansı düşürür.
Yanlı Para Rejimi (Müdahale Rejimi):
Para rejimi aracılığıyla nispi fiyatlarda ve üretim miktarında değişme amaçlanıyor ise ve müdahaleci rejimler ile paranın belirli amaçlar doğrultusunda yanlı kılınması öneriliyor ise yanlı para rejiminden bahsedilir.
Bilinçli para politikalarıyla, piyasa ekonomilerinin birtakım zaaflarının aşılabileceği, makroekonomik performansın yükseltilebileceği savunulur. Keynes, Genel Teori ile müdahaleci para rejimlerinin teorik çatısını kurmuştur.
Bu sistemde emisyon, iktisat politikalarının hizmetindedir. Bu uygulamalar, dış denge üzerinde önemli dengesizlikleri beraberinde getireceği için, döviz hareketlerine sık sık müdahale yapılmasını öngörür.
Para Politikalarının Tasarımı
Günümüzde para politikasının nasıl olmasına dair tasarım tartışmaları da önemsenmektedir. Burada vurgulanması gereken kritik nokta para politikasının basit bir mekanizma olarak düşünülmesinin çok yetersiz kalacağı fikridir.
Merkez Bankası para politikasının hedeflerine ulaşmasında optimal tasarımın nasıl olması gerektiğine dair tartışmalar çerçevesinde şu kritik aşamalar ele alınmalıdır:
– Para politikasının nihai hedefi belirlenir,
– Nihai hedefi yönlendirecek bitişik hedef tespit edilir,
– Bitişik hedefi yönlendirecek operasyonel hedef (ara hedef) belirlenir,
– Para politikasının belirlenen yönde şekillendiğini zamanında görebilmek amacıyla gösterge büyüklükler belirlenir,
– Para politikasının araçları seçilir.
Para politikasının optimal tasarımı bağlamında ilk olarak nihai hedef belirlenirken makroekonomik amaçlarda istenilen değişimler kastedilmektedir. Enflasyonun kontrol altına alınması veya fiyat istikrarı bu kapsamda yapılacak bir ilk iş olarak değerlendirilmelidir. Tabii ki makroekonomik hedefler denildiğinde sadece fiyat istikrarından bahsetmek doğru olmayacaktır. Örneğin ekonomik büyümenin veya istihdamın artırılması gibi hedefler de tartışma konusu yapılabilir. Ancak, fiyat istikrarının para politikası açısından kritik bir konum işgal ettiği tekrar vurgulanmalıdır. Çünkü fiyat istikrarsızlığı veya yüksek enflasyonun özellikle paranın değerini koruma özelliğini yıpratarak merkez bankacılığının veya para politikasının zeminini ortadan kaldırabilecektir.
Nihai hedef belirlendikten sonra bitişik hedef tespit edilecektir. Burada nihai hedefte arzulanan sonuçları doğuracak parasal büyüklükler hedeflenmektedir. Örneğin para arzı miktarlarında değişiklikler vasıtasıyla fiyat istikrarına yönelik gelişmelerin elde edileceği varsayılabilmektedir.
Daha sonraki aşamada operasyonel (ara) hedef belirlenmelidir. Bu noktada, para otoritesi nihai hedefine ulaşmak doğrultusunda kendisinin doğrudan etkili olabileceğini düşündüğü parasal değişkenlerdir. Söz konusu değişken güncel işlemler vasıtasıyla etkilenebilecek endojen bir büyüklüktür. Başka bir ifadeyle parasal aktarım sürecinin ilk basamağı elde edilmiş olur. Örnek vermek gerekirse merkez bankalarının kısa vadeli faiz oranlarını operasyonel hedef olarak verilebilmektedir.
Bir diğer aşama ise para politikasının belirlenen yönde şekillendiğini görebilmek için izlenen parasal değişkenler tespit edilmelidir ki bunlar gösterge büyüklüklerdir. Bu göstergeler Merkez Bankasının para politikasıyla fonksiyonel bir ilişki içinde olmalıdır. Aynı zamanda hem bitişik hedef hem de nihai hedef için kullanılabilmelidir. Bu çerçevede örneğin para miktarı tanımları veya piyasa faiz oranları seçilebilir.
Son aşamada ise optimal para politikasının uygulamasında kullanılacak para politikası araçları seçilecektir. Merkez Bankası zorunlu karşılık politikasında nasıl bir karar verecek, reeskont politikası uygulayacak mı veya açık piyasa işlemlerinde takip edeceği strateji nasıl olacaktır gibi sorular cevaplandırılır.




